(818 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacılar, murislerinin davalılara tespit harici 14 dönümlük taşınmazını sattığı halde hata ile 942 parseli tapuda devrettiğini, davalıların bugüne kadar fiilen kendilerine satılan tespit harici yeri kullandıklarını, murisin ölümünden sonra intikaller için tapuya gittiklerinde durumun farkına vardıklarını ileri sürerek 942 parselin tapusunun iptaliyle adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar vekili, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, murisin sağlığında açmadığı davanın mirasçıları tarafından açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muris yaptığı hatanın mirasçıları tarafından ileri sürülebileceği, davanın süresinde açıldığı, tapuda intikal esnasında hatanın anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüyle, tapunun iptaliyle, miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 8.3.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs vekili Avukat Hasan Sipahi geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 942 parsel sayılı taşınmazın davacıların miras bırakanı tarafından 7.3.1996 tarihli akitle satış yoluyla davalılara temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, anılan temlikin miras bırakanlarının hataya düşürülmesi sonucu gerçekleştirildiğini ileri sürmüşlerdir.
Miras bırakan Rıdvan Akkayrak'ın temliki işlemden çok sonra 28.2.2002 tarihinde öldüğü, bu tarihe kadar hatadan bahisle herhangi bir girişimde bulunmadığı, adı geçenin ölümünden sonra eldeki davanın 22.10.2003 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Açıklanan bu olgular dikkate alındığında öncelikle tapusuz taşınmazın sicilen satılmasına olanak yoktur. Borçlar Kanunu'nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin gerek miras bırakan, gerekse davacılar bakımından geçtiği kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400,00 YTL duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy