(4721 S. K. m. 688)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, murislerine ait bulunan 643 ada 13 parsel sayılı taşınmazın, tüm mirasçıları arasında taksim edildiğini, kullanım şeklinin kroki ve sözleşme ile belirlendiğini, ancak kroki ile sözleşmenin birbirine uymadığını, krokide 1'ile gösterilen 544 m2'lik ev bulunan yerin Kadıncık Candan tarafından kullanılacağının belirtilmesine rağmen, krokide evin nerede kaldığının belli olmadığını, krokide 2 numara ile gösterilen bağ evinin tapu kaydının ifrazen iptaliyle adına tescilini, olmadığı takdirde çıplak mülkiyeti 2 nolu parselde kalmak koşuluyla intifa hakkının kendisine bırakılması isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, dava konusu taşınmazın murislerine ait iken ölümüyle mirasçılarına intikal ettiğini, taşınmazın maliklerinden Kadıncık Candan'ın payını davalıların bilgisi dışında davacıya sattığını, bu nedenle aleyhine şufa davası açıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin rızai taksim olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın ifrazının mümkün olmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, çıplak mülkiyetinin rızai taksim sözleşmesine göre 2 nolu özel parselde kalmak üzere evin intifa hakkının devamlı surette davacı lehine tanınmasına karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, paylı taşınmazda paya isabet eden bölümün ifrazen iptal ve tescili, olmadığı takdirde taşınmaz üzerinde bulunan bina da intifa hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iptal ve tescil isteminin reddine, davacı yararına intifa hakkı tanınmasına karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 688 ve devam eden maddeleri hükümleri gereğince paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda taşınmazın her bölümünde tüm paydaşların mülkiyetten kaynaklanan hakları bulunduğu tartışmasızdır Böyle bir yerde paydaşlardan biri lehine taşınmazın bir bölümü üzerinde tam veya sınırlı bir ayni hak tanınmasına yasal olanak yoktur. Hal böyle olunca, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy