(4721 S. K. m. 715) (3402 S. K. m. 16, 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, dava konusu 105 parsel sayılı taşınmazın kadastroca çeşme ve harman yeri vasfıyla tespit edildiğini, ancak taşınmaz üzerine yapılan yapılaşmalar nedeniyle bu vasfını keybettiğini, idari yoldan hazine adına tescil işlemine davalı Belediyenin onay vermediğini ileri sürerek Medeni Kanunun 715. ve 3402 sayılı yasanın 16, 18 maddeleri gereğince hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın çeşme ve harman yeri vasfını koruduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 105 parselin mera niteliği ile hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince çekişme konusu taşınmazın hazine adına tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmazın mera niteliği ile hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle bilirkişi ve tanık beyanlarından; çekişme konusu taşınmazın harman yeri ve sıvat mahalli niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, mera, harman yeri, sıvat yeri gibi kamu malı niteliğindeki taşınmazlar 3402 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca tescile tabi olmayan sınırlandırılması gereken yerlerdendir. Bu hususun mahkemece resen nazara alınması gerekir.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın saptanan vasfı gözetilerek sınırlandırılmasıyla yetinilmesi gerekirken mera niteliğiyle davacı adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy