(4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 1979/49 sıra nolu tapuda kayıtlı taşınmaza, davalının murislerinden intikal ettiği iddiasıyla sürmek, ağaç dikmek ve su kanalı açmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini istemiştir.
Müdahil davacı, 1979/49 sıra noda kayıtlı tapunun 5/72 payının maliki olduğunu ileri sürerek, davalının elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı, kullandığı yerin davacıların tapu kaydı kapsamında kalmadığını bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ve müdahil davacının iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.4.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. Ali Cafer B. ile temyiz edilen Güzel D. vekili avukat Süleyman Y. geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edilen gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Ülkü A. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, yerinde yapılan uygulamanın hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, davacının dayandığı tapu kaydının güneyde Seyit K.'ı okuduğu, oysa yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen krokide zeminde iki taşınmaz arasında hudut bağlantısı bulunmadığı, kayıtla, uygulama ve bilirkişi raporu ile tanık anlatımlarının örtüşmediği görülmektedir.
Hal böyle olunca, davacı dayanak tapu kaydının güney sınırını okuyan Seyit K.'a ait varsa tapu kayıtlarının istenilmesi, yerinde yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması davacı tapusunun kapsamının açıklıkla belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy