(1086 S. K. m. 363, 364)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan Selma'nın, murisi olan babasının hastalığı nedeniyle şuurunun yerinde olmadığı bir sırada murise ait bulunan 2744 parselin satışı konusunda vekaletname aldığını, vekalet yetkisini kötüye kullanarak, çekişmeli taşınmazı değerinin altında komşusu Meral'e sattığını ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının verilen kesin süreye rağmen keşif giderini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, keşif yapılmasına dair kurulan ara kararı gerekleri kesin süreye rağmen yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taşınmaza ilişkin davalarda, ayna yönelik çekişmelerin taşınmazın başında yapılacak keşif sonucu edinilecek bilgilerle büyük ölçüde çözüme kavuşturabileceği kuşkusuzdur. Ne varki, mahkemece keşif kararı verilmeden önce davada ileri sürülen sebeplere göre öteki delillerin öncelikle toplanması, keşfin bunlara göre yapılması asıldır.
Eldeki davada ileri sürülen hukuksal nedenler yönünden çekişmenin sadece keşifle sonuçlandırılması düşünülemez. Bu durumda mahkemenin davada hukuksal nedenlere yönelik olarak delillerini bildirmelerini taraflara emretmesi yasa gereğidir. Bildirilmeyen delil mevcut ise, taraf bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Bu husus başlı başına davanın reddi sebebi olarak görülemez. Mahkemenin ibraz edilen delilleri tartışmak suretiyle bir sonucuna varması gereklidir.
Davacı, dava dilekçesinde belirttiği vakıalar ve bunlara dayalı delillerini açıklamış değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle taraflara davada dayanılan hukuksal nedenlere göre delillerinin ne olduğunun sorulması ve bunları bildirmelerinin istenmesi, bunun gerçekleşmesine uygun ara kararları kurulması, bildirdikleri taktirde delillerin incelenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken sadece keşfe ilişkin önele uyulmadığından bahisle davanın ret edilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy