(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 318 ada 14 parsel 2 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, komşu bina maliki davalı derneğin taktığı havalandırma bacasının kendi bahçesine tecavüzlü olduğunu, çıkardığı gürültü ve estetik görüntü yönünden taşınmazına zarar verdiğini, davalıya ait binanın kanalizasyon rogarından sızan suyun dairesinde rutubet oluşturduğunu, bu nedenle dairesini kiraya veremediğini, havalandırma bacasının makinelerinin ve jenaratörün sesiyle yaşamanın mümkün olmadığını ileri sürüp elatmanın önlenmesi, yıkım ve zararın tazminini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacı taşınmazına elatmasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Senem Altınbulak raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza taşkın yapı ile komşuluk hukukuna aykırı olarak yapılan tecavüzün önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının 14 parsel sayılı taşınmazda, 2 nolu bağımsız bölümün kayden maliki bulunduğu, komşu 15 parseldeki binanın sahibi olan davalının binasının dışına yaptırdığı havalandırma bacasının davacı taşınmazına fiilen tecavüzlü bulunduğu saptanmıştır. Ancak bu konuda olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, jeneratör ile havalandırma fanının sesinin ve kokusunun ortadan kaldırılması için alınacak tedbir ve tedbirleri açıklayan bilirkişi raporunun da yeterli olduğu söylenemez.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. " hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca, fiili elatma teşkil eden taşkınlıkların ortadan kaldırılmasına; komşuluk hukuku açısından da yukarda açıklanan ilkeler gözetilerek içinde çevre mühendisinin de bulanacağı, 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması ve ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy