(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 7820 ada 38 parsel sayılı taşınmaza davalıların bina yapmak suretiyle müdahale ettiklerini, müdahale dolayısıyla kendi yerlerine bina yapamadıklarını ileri sürüp tecavüzlü kısmın yıkımına, aylık 150.000.000.TL. ecrimisilin tahsiline, iş hanı yapamadıklarından dolayı uğradıkları kira geliri kaybı nedeniyle 10.000.000.000..TL. tazminatın tahsiline, yıkım mümkün olmadığında, tecavüze konu bölümün 30.000.000.000.TL. karşılığında davalılar adına terkinine karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, dava konusu taşınmaza müdahalelerinin bulunmadığını, kayden maliki oldukları 1 parsel sayılı taşınmaza gerekli izinleri alarak bina yapıp yapı kullanma iznini aldıklarını, iyi niyetli olduklarını belirtip davanın reddini, aksi halde taşan kısmın mülkiyetinin adlarına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar binasının davacılar taşınmazına tecavüzlü olduğu, yıkımın fahiş zarar doğurduğu, arsa bedeli ödenmek suretiyle tecavüze konu taşınmazın davalılar adına tescili gerektiği, davalıların iyi niyetli oldukları, iyi niyetli malikten ecrimisil istenemeyeceği, henüz yapılmayan bina için kira geliri kaybı istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'inraporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım, tazminat, ecrimisil isteklerine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, temliken tescile hükmedilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu davalılara ait 1 parsel sayılı taşınmazda yapılan yapının davacılara ait bulunan 38 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğu görülmektedir.
Dosya kapsamına göre, davacılara ait bulunan 38 parsel sayılı taşınmazın tevhiden oluştuğu öncesinde 2 ve 3 nolu kadastral parsellerin birleştirilmesiyle meydana geldiği ve tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Tevhit öncesi, kadastral parsellerin mevcut olduğu dönemde bulunmayan tecavüzlü halin tevhit sonucu meydana geldiği, dosyada mevcut Konak Kadastro Müdürlüğünün 31.03.2004 tarihli yazısı cevabı ile sabittir.
Bu durumda, taraflar arasında çekişmenin tevhitle meydana gelen tecavüzlü bölümü bakımından açılacak bir tapu iptal davası ile çözüme kavuşturulması gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalılara birleştirme işlemi ile oluşan tapu kaydı bakımından iptal davası açması yönünden önel verilmesi, açıldığı takdirde anılan dava sonucunun beklenmesi, ondan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy