(4721 S. K. m. 683, 713) (3402 S. K. m. 13) (766 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanın teşrini evvel 1299 tarih, 160-162-163 ve 164 nolu tapu kaydı ile maliki bulunduğu taşınmazları davalıların haksız olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürüp el atmanın önlenmesine karar verilmesi istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazı miras bırakanlarının ve kendilerinin haricen satın aldıklarını, yıllardır taşınmazları kullandıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının miras bırakanına ait taşınmazları davalı ve dahili davalıların haksız olarak işgal ettikleri, taşınmazların bir kısmının sabit, bir kısmının ise gayri sabit hudutlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Feti tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının dayandığı tapu kaydının teşrini evvel 1299 tarihli olduğu, malikinin seferberlikten önce öldüğü ve tapu kaydının intikal görmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, maliki ölen veya gaipliğine hükmedilen yahut tapu kaydında malikinin kim olduğu anlaşılamayan taşınmaz, kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinmeye elverişli bir nitelik taşır. Başka bir anlatımla sonraki malikler mülkiyet hakkını işletip tapu kaydını kendi üzerlerine intikal ettirmek suretiyle tapu sicilinin açıklık ( aleniyet ) ilkesinden yararlanır duruma gelmedikçe üçüncü kişilerin o taşınmaz hakkında zilyetlikle mülk edinme yolu açık kalır. Medeni Kanunun 713/2 maddesinde tapulu bir taşınmazın zilyetlikle mülk edinme koşulları açıklanmış "... maliki tapu kütüğünde anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın ... zilyedi de, o taşınmazın... mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini" isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kural yürürlükten kalkmış olan 766 sayılı Tapulama Kanunun 32/d ve halen yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13/B-C maddesinde tekrarlanmıştır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilke ve olgulara göre araştırma yapılması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Fethi Bulut'un temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy