(818 S. K. m. 18, 511, 514)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanları Mustafa'nın 5 parsel sayılı taşınmazda bulunan ev ve dükkanlar ile 23 parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı 2.eşine temlik ettiğini ileri sürerek payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, murise bakım borcunu yerine getirdiğini, 23 parselin ise hibe edildiğini bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan temliklerin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmişse de dava değeri yönünden talebin reddiyle temyiz incelemesinin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, murisin 5 parsel sayılı taşınmazdaki 16 ayrı bağımsız bölümü 8.8.1980 tarihinde davalıya ölünceye kadar bakım akti ile temlik ettiği, 23 parseli ise kadastro sırasındaki muvafakat beyanı ile davalı 2.eşine tespit ve tescil edilmesini sağladığı anlaşılmaktadır.
Davalıya kadastro sırasında hibe edilen 23 parsel sayılı taşınmazın devrine ilişkin işlemin murisin gerçek iradesini yansıttığı ve 1.4.1974 tarih ½ Sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gözetilerek bu taşınmaza yönelik davanın reddedilmiş olması doğrudur. Davacıların buna ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ölünceye kadar bakma akti ile temlik edilen 5 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümlere yönelik temyiz istemine gelince:
Bilindiği üzere ; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. ( B.K.m.511 ).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusuda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. ( B.K.m.514 ).Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. ( B.K.m.18 ).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse ( örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise ), bu takdirde akdin ivazlı ( bedel karşılığı ) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda ise, belirlenen olgular yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, ivazlı sözleşmelerden olan bakım akdinin miras bırakanın gerçek iradesini yansıtmadığı elinde bulunan mal varlığının büyük bir kısmı olan 16 ayrı bağımsız bölümü, makul sayılabilecek ölçüleri aşarak davalıya muvazaalı olarak temlik ettiği, asıl amacının ölünceye kadar bakım akti olmayıp mal kaçırmaya yönelik bulunduğu tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları ile sabittir.
Hal böyle olunca, 5 parsel sayılı taşınmazdaki ölünceye kadar bakım akti ile davalıya temlik edilen bağımsız bölümlere yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacıların anılan taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy