(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (YİBK 1974/1E 1974/2K 1/4/1974)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı Hüseyin'in maliki olduğu 6 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak torununun eşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında iptal-tescil istemiştir.
Davalı, miras bırakanın uzun yıllar hastanelerde ameliyatlar olarak tedavi gördüğünü ve borçlandığını, ihtiyacı nedeniyle taşınmaz sattığını, bedelini banka havalesi ile ödediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı gerçekleştiğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül Bozkurtgil'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma istemi dava değeri yönünden reddedildi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini istiyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmıyacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; davalının miras bırakanın torununun eşi olduğu, ailece miras bırakana baktıkları, 11.10.1999 tarihli akitle çekişme konusu taşınmazın miras bırakan tarafından davalıya temlik edildiği, 27.10.1999 tarihinde davalı tarafından satış bedeli olarak 600.000.000 TL nin miras bırakan adına bankaya yatırıldığı, miras bırakanın 3.12.1999 tarihinde ölmesi üzerine bu paranın davacıyla birlikte mirasçılar tarafından bankadan alındığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın satış ve gerçek değerleri arasında fark görülmekte ise de temlikin bedelsiz olmadığı, bedeller arasındaki farkın yalnız başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı açıktır.
Sonuç: Hal böyle olunca, dava konusu temlikin bedel karşılığı olduğu, mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm verilmesi isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy