(1086 S. K. m. 91, 95, 455)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları Ayşe'nin 86 parsel sayılı taşınmazdaki işhanının 2 ve 3 katlarındaki 14 ayrı bağımsız bölümü mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı 2 çocuğuna temlik ettiğini, temlik tarihinde 80 yaşında olduğu halde tek hekim raporu ile yetinildiğini, satmaya da ihtiyaç olmadığını ileri sürerek, satışın iptali isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı Fethiye, 18.1.2002 tarihli dilekçe ile, dava konusu taşınmazların bedelsiz temlik edildiğini, davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Diğer davalı Çiğdem; davanın feragat nedeniyle reddini aksi halde esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiası sabit görülerek dava konusu taşınmazların davacıların payı oranında iptal ve tesciline karar verilmiş, 3.11.2003 tarihli ek karar ile davalı Fethiye aleyhine açılan davanın vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı Çiğdem tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.4.2004 Salı günü saat 9.30 da Daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, tarafların ortak miras bırakanı Ayşe'nin 86 parsel sayılı taşınmazdaki 14 ayrı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetini 21.7.1993 tarihli akitle davalılara temlik ettiği yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşıldığına göre mahkemece de bu olgu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, hükümden sonra davacıların 29.9.2003 tarihli dilekçe ile davalı Fethiye hakkındaki davadan adı geçenin yargılama aşamasında, davacıya kalan payı devrettiği gerekçesi ile feragat ettikleri anlaşılmaktadır. Feragatın HUMK.nun 91 ve 95. maddeleri gereğince kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceği kuşkusuzdur.
Mahkemece karar verilip, yargılamadan el çekildikten sonra dosya yeniden ele alınarak işin esası ile ilgili bir hüküm kurulmasına yasal olanak yoktur. Feragat beyanı tavzih anlamında da değildir. Kaldı ki, HUMK.nun 455 ve devamı maddeleri gereğince tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesi de olanaksızdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemenin 3.11.2003 tarih-2001/377 esas 2003/625 karar sayılı ek karar adı altında verdiği kararın ortadan kaldırılmasına 29.9.2003 tarihli feragat beyanı uyarınca bir karar verilmek üzere, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy