(4721 S. K. m. 683, 722)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 138 parsel sayılı taşınmaza davalının haksız elatarak ev ve ahır yaptığını belirtip; elatmasının önlenmesine, yapılanların yıkımına ve son beş yıllık 750.000.000 TL. ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazdaki binaları davacının taşınmazı satın almasından en az on beş yıl önce yaptığını; iyiniyetle yapılandığını ve o tarihten beri kullandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda, elatmanın önlenmesi davasının kabulüne; ancak, davalının iyiniyetli olduğu gerekçesiyle yıkım ve ecrimisil isteklerinin reddine; ayrıca 7.040.880.000 TL. bina değerinin davacı tarafından davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davalı, savunma yolu ile temliken tescil talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, yıkım ve ecrimisil isteğinin reddine, davalıya tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kayden davacıya ait bulunan 138 parsel sayılı taşınmazda davalının basit nitelikli ahır ve samanlıktan oluşan yapılarının bulunduğu, mevcut tecavüzlü durum haklı ve geçerli kılan bir
nedenin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğrudur. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacının temyizine gelince, yukarıda da açıklandığı üzere davalının, davacı taşınmazı kapsamında bulunan kerpiç yapıları kullanmasını ve bu yerlere elatmasını haklı kılan bir neden yoktur. Davacının, yapıların burada bulunmasına bir süre ses çıkarmamış olması, anılan yapılarla ilgili zemindeki mülkiyet hakkından ve mülkiyetin kendisine tanıdığı yetkileri kullanmaktan vazgeçtiği anlamına gelmez. Bu durum davalıyı iyiniyetli de kılmaz. Ancak, dava tarihine kadar taşınmazın bu şekli ile kullanılmasına muvafakat niteliğini taşıyan icaret davacıya ecrimisil talep hakkı vermez.
Hal böyle olunca, davacı çapı içinde bulunan yapıların da yıkımı suretiyle, bir bedel ödenmeksizin elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy