(2981 S. K. m. 10/C) (4721 S. K. m. 1025)
DAVA Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalı belediyeye ait bulunan 78 parsel sayılı taşınmazın kadastroca tespit harici bırakıldığını, devletin hüküm tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 2981 Sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca davalı belediye adına idari yoldan tescil edildiğini, belediye tarafından da taşınmazın 400 m2'lik bölümü için diğer davalı Ahmet'e tapu tahsis belgesi verildiğini, tescil ve tahsis işlemlerinin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali hazine adına tescil ve tapu tahsis belgesinin iptali isteğinde bulunmuştur.
Davalı belediye, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın idari işlem ile davalı belediye adına tescil edildiği, davalı Ahmet'e tahsis belgesinin idari yoldan verildiği, bu nedenle mülkiyetin tespiti ve tahsisin iptali işlemlerinin idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal, tescil ve tapu tahsis belgesinin iptali isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, yargı yeri yönünden görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 78 parsel sayılı taşınmazın Ankara Valiliğinin 27.9.1985 tarihli oluru ile 2981 Sayılı Yasanın 10/c maddesi hükmü gereğince davalı belediye adına tescil edildiği ve taşınmazın 400 m2'lik bölümü bakımından diğer davalı adına belediyece tapu tahsis belgesi verildiği görülmektedir.
Davacı hazine gerek sicilin belediye adına oluşmasına dair işlemlerin gerekse tapu tahsis belgesi düzenlenmesinin usulsüzlüğünden söz ederek eldeki davayı açmıştır.
Tapu tahsis belgesine dayalı isteğin, tahsis işleminin idari bir karar dayalı bulunduğu gözetildiğinde iptali isteminin de idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuzdur. Bu istek bakımından davanın görev yönünden reddi gerekir.
Ancak, çekişmeli taşınmazla ilgili belediye adına oluşan sicil açısından davacı, sicilin dayanağını teşkil eden işlemlerin geçersizliğini ileri sürmek suretiyle tapunun yolsuz tescile dayandığını ileri sürmüştür. Davada, idari işlemlere yönelik bir talep mevcut değildir. Bu istekle Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi hükmüne dayanıldığı açıktır. Böyle bir isteğinde adli yargı yerinde çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, tapu tahsis belgesinin iptali işlemine ilişkin dava yönünden davanın idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesi, yolsuz tescile ilişkin istek bakımından ise işin esası incelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy