(2981 S. K. m. 10) (4721 S. K. m. 1025)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 222 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı belediye adına Valilik oluru ile 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca tescil edildiğini, işlemlerin 2981 Sayılı Yasaya uygun yapılmadığını, yasada hazineye ait arazilerin belediye adına tescil edilmesine ilişkin hüküm bulunmadığını ileri sürerek, tapu iptali ve hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, tescil işlemlerinin 2981 Sayılı Yasaya uygun olarak yapıldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında olup olmadığının tespitinin İdare Mahkemesinin görev alanı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal, tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın idari yargı yerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın, davalı belediye tarafından 17.10.1994 tarih 182 sayılı yazı ile Kırşehir Valiliğinden 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca belediye adına tescili istemi üzerine, Valilik Makamınca başlatılan çalışma sonucu kadastro elamanlarınca düzenlenen 18.11.1994 tarihli rapor doğrultusunda, Valiliğin 12.12.1994 tarihli oluru ile 23.12.1994 tarihinde davalı Belediye adına tescil edildiği görülmektedir.
Davacı hazine, çekişme konusu taşınmazın sicilinin dayanağını teşkil eden işlemlerin 2981 Sayılı Yasanın yanlış uygulanması sonucu yapıldığını, geçersiz olduğunu ileri sürmek suretiyle tapunun yolsuz tescile dayandığını iddia etmektedir. Davada, idari işlemlere yönelik bir talep mevcut değildir. İstekte Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi hükmüne dayanıldığı açıktır. Böyle bir isteğinde Adli Yargı yerinde çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca işin esası incelenmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy