(3621 S. K. m. 5, 9)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaza davalının iskele ve beton platform yapmak suretiyle el atlığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, beton platformun kendi çaplı taşınmazı üzerinde olduğunu, iskelenin ise kamuya açık herkesin kullanabileceği alanda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişiler raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sevinç Türk özmen' in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi.Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre; yanlar arasındaki uyuşmazlığın, " kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır.
Bilindiği üzere, son kez yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun " kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında" kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle idare tarafından 3621 sayılı Kanun'un 9.maddesi hükmüne göre" kıyı kenar çizgisi" haritasının düzenlenip, düzenlenmediği araştırılmalı, ondan sonra, üç jeologtan oluşturulacak uzman bilirkişi i kurulu ve Tapu Fen Memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılmalı harita düzenlendiğinin ve yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği şekilde işlem gördüğünün, böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda" kıyı kenar çizgisi" idarenin düzenlendiği haritaya değer verilerek saptanmalıdır.
Harita düzenlenmediğinin yada düzenlenip de 5/3 sayılı kararda yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın, idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise, kıyı kenar çizgisi, bilimi sel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte bağlayıcılık niteliğini kazanamamış haritadan yararlanılarak belli edilmeli, belirlenen çizgi Tapu Fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisine infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yansıtılmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece değinilen ilkeler gözetilerek bir araştırma yapılmış değildir. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy