(1086 S. K. m. 445)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar vekili, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Suphi ve Sadi aleyhine açılan el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının yokluklarında görülüp, ilanen tebliğ edilerek kesinleştiğini, oysa Sadi nin dava açılmadan önce vefat ettiğini, bu durumu Vakıflar İdaresi'nin bildiği halde mirasçılarını davaya dahil etmeyerek savunma haklarını engellediklerini ileri sürüp; yargılamanın yenilenmesini istemiştir.
Davalı, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, işgalcilerin taşınmazı bizzat kullanmaları nedeniyle tebligatlardan haberdar olmadıklarına ilişkin beyanlarının doğru olmadığını, yargılamanın yenilenmesi şartlarının bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Sadi nin dava açılmadan önce öldüğü, ölü şahıs hakkında dava açılamayacağı gerekçesi ile mirasçılarının yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile Sadi hakkında açılan davanın reddine, davacı Suphi nin ise yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı Vakıflar İdaresi vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Sadi mirasçıları yönünden yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulüne, Suphi yönünden reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Sadi ve Suphi aleyhine Z. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 30.5.2001 tarihinde 2001/534-969 esas sayı ile açılan el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istekli dava 1.11.2002 tarihinde kabulle sonuçlanmış ve ilanen tebliğe çıkartılarak kesinleştirilmiştir.
Sadi mirasçıları, el atmanın önlenmesi davasından önce miras bırakanları Sadi'nin ölü olduğunu, ölü kişi aleyhinde dava açıldığını, savunma hakları göz ardı edilerek halefiyet yoluyla kendilerini bağlar nitelikte murisleri aleyhine hüküm kurulduğunu belirterek eldeki dava ile yargılamanın yenilenmesini istemişlerdir.
Gerçekten de, el atmanın önlenmesi davalısı Sadi nin dava açılmadan önce 24.3.2000 tarihinde öldüğü dosya arasındaki mirasçılık belgesi ile sabit olup 4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince ölü kişi aleyhine açılan davanın dinlenilme olanağı yoktur. Eş anlatımla, davada husumet ehliyeti (taraf ehliyeti) mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekli olumlu bir dava şartıdır. Oysa, davacıların murisi Sadi'nin davadan önce öldüğü gözetilerek hakkındaki el atmanın önlenmesi davasının mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünden hüküm kurulmuştur. Bu kararın Sadi mirasçıları yönünden kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği gibi halefiyet yoluyla mirasçılarını bağlayacağı da söylenemez.
Öte yandan, yargılamanın iadesi fevkalade (olağan üstü) bir kanun yoludur. Ancak kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı bu yola başvurulabilir. (HUMK.445/1 md.) Bir başka deyişle yargılamanın yenilenmesinin ön koşulu, aleyhine yargılamanın iadesi istenecek hükmün kesinleşmiş olmasıdır. (HGK. 26.9.1970 gün 367 esas 461 karar) Bir karar henüz kesinleşmemişse HUMK.nun 445. maddesinde öngörülen sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemez.
Somut olaya gelince; dava tarihinden önce ölü olduğu anlaşılan Sadi aleyhine kurulan hükmü mirasçılarının temyiz etmekte hukuki yararları bulunduğu da tartışmasızdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, Sadi mirasçılarının bahse konu kararı temyiz haklarının bulunduğu, gözetilerek yargılamanın yenilenmesi konusundaki isteklerinin reddedilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Vakıflar İdaresinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy