(818 S. K. m. 28)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı; cahil, okuma yazma bilmeyen biri olduğunu, eşinin ölümü üzerine küçük çocukları ile kaldığını üvey oğlu olan davalının, kendisine ve çocuklarına bakacağını ve para göndereceğini söyleyerek kandırıp eşinden intikal eden 4 parça taşınmazdaki payını bedelsiz devraldıktan sonra kendilerine bakmadığını, para göndermediğini, küçük çocukları ile birlikte mağdur olduğunu ileri sürüp; tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazların satışına ilişkin işlemin, sadece davanın yanları arasında değil, ailenin tüm fertleri arasında yapılan bir sözleşme olduğunu, resmi senedin aksinin tanıkla ispatlanamayacağını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yanın kesin delille ispatı zorunlu olan davada, hile olgusuna dayanmasının mümkün olmadığı, davacının iddiasını ancak senet ve benzeri kesin delillerle ispat edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, ileri sürülen iddianın takdiri delillerle ispat edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden 139 ada 6, 8 ve 10 parseller ile 171 ada 41 parsel sayılı taşınmazlardaki davacı paylarının 5.4.2000 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacı belirtilen temlikin kandırılması suretiyle sağlandığını ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere formül; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. BK'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili ( makable Şamil ) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda, iddianın her türlü delille ispatı mümkün olduğu dikkate alınmak ve yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle bir araştırma yapılmış değildir.
Hal böyle olunca, davacıya iddiasını kanıtlaması bakımından delil listesinde belirttiği tanıklarını dinletme olanağının sağlanması, varsa başka delillerinin de toplanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy