(4721 S. K. m. 705) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı oğlu Fikri İlkutlu'nun baba ve annesinin öldüğünü bildirerek aldığı mirasçılık belgesi ile kendisine ait malvarlığını taksim edip sattığını, taşınmazların bir bölümünü ise kendi ve davalı kardeşi adına intikalini yaptırdığını, hayatta olup hakkındaki gaiplik kararını tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına ilişkin mahkemeden karar aldırdığını ileri sürüp iptal olunan kararlara dayanarak el değiştiren 1340 ada 2, 14 parsel sayılı taşınmazlar ile 1317 ada 3, 4 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların iktisap sebebinin imar olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Öncelikle davada davalı sıfatı verilen Fikri İlkutlu'nun dava dilekçesinin tebliğine ilişkin iade belgelerinde adı geçenin adresi belli olmadığı ve tanınmadığının yazılı olduğu görülmektedir. Bu kişinin adresinin araştırılması yönündeki işlemlerden de adresi bilinmediği gerekçesiyle sonuç alınamamıştır. Öyle ise, bu davalıya 7201 Sayılı Tebligat Yasası hükümleri gereğince ilanen dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliği zorunludur. Bu zorunluluk yerine getirilmeksizin usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devamla karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, davada yolsuz tescil nedenine dayanılarak iptal ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Çekişmeli taşınmazın sicil kaydında imarla oluştuğunun belirtilmiş olması davanın adli yargı yerinde görülmesine engel teşkil etmez.
Hal böyle olunca, öncelikle davanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra davaya konu taşınmazların tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının getirtilmesi, intikal sebeplerinin teker teker incelenmesi, taşınmazların sicil kayıtlarındaki imarla oluştuklarına dair tescil sebebinin üzerinde durulması, imar düzenlemesinin sebebine göre davaya ve isteğe etkisi üzerinde durulması ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 4.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy