(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı bulunduğu 404 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı tarafından kullanıldığını belirtip, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın mer'a olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, nizalı taşınmazın davalı köye ait 625 parsel sayılı mer'a nitelikli taşınmaz içerisinde kaldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olaya gelince; davacının kayden 404 parsel sayılı taşınmazın paydaşı bulunduğu, anılan taşınmazın Hacıllı köyü hudutları içerisinde kaldığı, davalı Köy Tüzel kişiliğinin 625 parsel sayılı mer'a nitelikli taşınmazının ise İsmailli köyü hudutları dahilinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki mahkemece, taraf kayıtları yerine yeterince uygulanmadan hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilke ve olgular gözetilerek, taraf çaplarının, paftalarıyla birlikte merciinden getirtilmesi yöntemine uygun biçimde uygulanması, çakışmaları halinde hangisine öncelik tanınacağının toplanacak delillere göre araştırılıp tartışılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi rapor ve krokisine dayanılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy