(3533 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, elatma iddiası sabit bulunmayan davalı belediye hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, "kıyı kenar çizgisi" içinde kalan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yere elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, özellikle Tapu Sicil Müdürlüğünün muhtelif tarih ve sayılı yazılarından; çekişme konusu, 76 ada 1 parsel sayılı 107.50 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, belediye adına kayıtlı iken istek üzerine kaydının terkin edilerek sicil dışı bırakıldığı, daha önce Hazine ile Belediye arasında hakemde görülüp kesinleşen hükümle taşınmazın kıyı kenar çizgi içerisinde kaldığı ve "kumsal" nitelikli bulunduğu, ayrıca davalı kişinin prefabrik büfe yapmak suretiyle kullandığının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, mahkemece sübut bulan bu olgu gözetilerek kişi yönünden elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğrudur.
Ancak, eldeki davada Belediye de davalı sıfatıyla yer almaktadır. Mahkemece bu davalı hakkında elatmasının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, dava öncesi yaptırılan delil tespiti ile ilgili Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/75, 42 değişik iş sayılı dosyasında davalının çekişme konusu taşınmazı Belediye'den kiralamak suretiyle kullandığı belirtilmiştir. ( 21.05.2003 günlü tespit zaptı ) Gerçekten de, böyle bir durum var ise, bir başka ifadeyle Belediyenin kiralaması sonucu kişi taşınmazı kullanıyor ise, gerçek kişinin yanında davalı Belediye'nin de Hazineye karşı sorumlu olacağı, Onun hakkında da davanın kabul edilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki; mahkemece bu hususta bir araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmış değildir.
Sonuç: Öyleyse, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin eksiksiz toplanması, elde edilecek sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Hazinenin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy