(4721 S. K m. 713) (3402 S. K. m. 13) (766 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Ağustos 318 D.tarih ve 11 nolu tapu ile babası adına kayıtlı taşınmaza davalının haksız elattığını belirtip elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı,nizalı yerin hazineye ait çayır olduğunu ve şimdi kendisi tarafından ekilip-biçildiğini; davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,dava konusu taşınmazın davacıya ait tapu kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı ve müdahil hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapuya dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden özellikle yerinde yapılan uygulamadan davaya dayanak yapılan tapunun çekişmeli taşınmaza uyduğu anlaşıldığına göre müdahil hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Davalının temyizine gelince; maliki, ölen veya gaipliğine hükmedilen yahut kim olduğu anlaşılamayan tapu kaydında yazılı taşınmaz, kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinmeye elverişli bir nitelik taşır. Başka bir anlatımla sonraki malikler mülkiyet hakkını işletip tapu kaydını kendi üzerlerine intikal ettirmek suretiyle tapu sicilinin açıklık ( aleniyet ) ilkesinden yararlanır duruma gelmedikçe üçüncü kişilerin o taşınmaz hakkında zilyetlikle mülk edinme yolu açık kalır.
Medeni Kanununun 713/2 maddesinde tapulu bir taşınmazın zilyetlikle mülk edinme koşulları açıklanmış "... maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplik kararı verilmiş olan kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının ( davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla ) zilyedi de... mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir hükmünü getirmiştir.
Aynı kural yürürlükten kalkmış olan 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/d ve halen yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Yasasının 13/B-C maddesinde tekrarlanmıştır.
Somut olayda 1318 tarihli tapu kaydında yazılı maliklerden Halit'in 1947 tarihinde öldüğü; diğer malik Bekir'in ise nüfus kaydına rastlanamadığı; çekişmeli taşınmazın uzun süreden beri ( 20 yılı aşkın süredir ) davalının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilke ve olgular uyarınca araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılarak, tapunun hukuki değerini koruyup korumadığı saptanıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalının,temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,7.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy