(1086 S. K. m. 186) (3621 S. K. m. 4, 5, 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, davalı şirket adına kayıtlı 103 ada 3 parselin 2411.16 m2 sinin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp; bu bölümün tapusunun iptali ile tapudan terkin edilmesini istemiştir.
Davalı, kadastro tespitinin çok önce yapılması nedeniyle davanın hak düşürücü süreye ve zamanaşımına uğradığını, taşınmaza tapu kaydına güvenerek, iyi niyetle satın aldıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmaza ait tapu kaydının iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazın, yargılama devam ederken 25.6.2003 tarihinde dava dışı kişilere kayden temlik edildiği temyiz dilekçesine eklenen kayıt örneğinden anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, dava açıldıktan sonra da, sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın ya da hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestîsi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş ve HUMK. nun 186. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre, dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi müddeabihi bir başkasına temlik ederse, diğer taraf muhayyerdir. Bir başka ifadeyle diğer tarafın seçim hakkı vardır.
Davalı dava konusu (müddeabihi) temlik etmiş ise, davacı davasını temellük edene (üçüncü kişiye) karşı devam edilmesini isteyebileceği gibi, müddeabihi temlik etmiş olan davalıya karşı tazminata da çevirebilir.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler gereğince davanın yeni malike yöneltilmesi ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy