(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 29 parsel sayılı taşınmaza, komşu 28 parsel maliki olan davalının güney yöne kapı açmak, köy yolunu taş ve kum dökerek yükseltmek ve taşkın çatı yapmak suretiyle fiilen ve komşuluk hukukuna aykırı şekilde elattığını ileri sürüp, elatmanın ve çekişmenin önlenmesi, yıkım ile eski hale getirme isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının yola yönelik davasının kabulüne, diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza ve yola elatmanın önlenmesi ve komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ile yıkım ve eski hale getirme isteklerine ilişkindir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Öte yandan; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince;mahkemece çekişme konusu taşınmazın başında keşif yapılmaksızın delil tespiti dosyasındaki krokiye dayanılarak o dosyadaki bilgilerle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler gözetilerek çekişme konusu taşınmaz başında uzman bilirkişilerle birlikte keşif yapılması önce eylemli bir elatmanın bulunup bulunmadığının saptanması, sonra komşuluk hukukuna aykırılık iddiasının araştırılması, varsa alınacak önlem veya önlemlerin bilirkişilerden sorulup, denetime elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmesi;ondan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy