(4721 S. K. m. 684, 994)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,273 parseldeki binanın 17 ve 20 numaralı dairelerini davalıya sattığını;ancak,davalının satın alma bedelini kendisine ödemeden taşınmazları işgal ettiğini ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesine ve toplam 5.130.000.000 TL. ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,17 numaralı daireyi davacıya iade ettiğini;diğer taşınmazı boşaltması için ise dairelerin içine yaptığı masrafların ve davacıya verdiği senetlerin kendisine iade edilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davaya konu bağımsız bölümlerin binanın belediyece yıkımına karar verilen üçüncü ve dördüncü katlarında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir,
Karar,davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla,duruşma günü olarak saptanan 4.5.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine Bekir geldi,davetiye tebliğine rağmen temyiz eden vekili avukat gelmedi,yokluğunda duruşmaya başlandı,süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi,duruşmanın bittiği bildirildi,bu sırada temyiz eden Kuddisi vekili geldiği görüldü,mazereti kabul edilip dinlendi,iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecri misil isteğine ilişkindir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 273 parsel sayılı taşınmazda davacının 25/1200 paydaş olduğu bu yerde yapılan binanın 17 ve 20 numaralı bağımsız bölümlerinin davalının işgalinde olduğu;anılan taşınmazda davalının kayda ilişkin hakkının bulunmadığı görülmektedir.Esasen bu olgu tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Buna karşın mahkemece çekişmeye konu edilen yerlerin ruhsatsız ve kaçak olduğu gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir.
Medeni Kanunun 684. maddesi hükmü gereği üst alta tabi olup,alta sahip olan kişi tamamlayıcı parçanın da maliki sayılır.Zeminde pay sahibi olan davacının,anılan düzenleme gereği yapıda da hak sahibi bulunduğu tartışmasızdır.Binanın ruhsatsız ve kaçak yapılmış olması,davacının taşınmazda ve üstünde bulunan binadaki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz ve bundan kaynaklanan haklarını kullanmasına engel teşkil etmez.Kaçak yapılaşma olgusunun idari mercileri ve idari yaptırımı ilgilendireceği de kuşkusuzdur.Diğer taraftan,davacının yukarıda değinilen mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin yargı kararı da kaçak yapıya meşruluk tanınması anlamında yorumlanamaz.
Hal böyle olunca,davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak ve taraflar arasında yapıldığı onların kabulünde bulunan harici satış sözleşmesi gereği belirlenecek harici satış bedeli üzerinden hapis hakkı tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,davanın reddedilmiş olması isabetli değildir.
Sonuç: Davacının,temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,4.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy