(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 1327 parsel sayılı taşınmazına, komşu 1329 parsel maliki davalının müdahalede bulunduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, müdahalede bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmazına elattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 2.10.2003 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinden davalının kayden davacıya ait bulunan 1327 parsel sayılı taşınmaza elattığı görülmektedir.
Ancak, dosyada bulunan, yine tarafları aynı kişiler olan Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/317 esas - 421 karar sayılı kararı ve eki krokisinde aynı taşınmazlar arasındaki hududun değişik şekilde belirlendiği ve bu şekliyle infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, bu çelişkinin neden ileri geldiği belirlenmiş değildir. Her iki dava sonucu verilen kararlar arasında çelişki doğmuştur. Söz konusu çelişki giderilmeden tarafları tatmin eden sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum göz önünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle gerekli incelemenin yapılması, yukarda sözü edilen çelişki sebebinin bilirkişiye açıklattırılması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy