(4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 7 parsel sayılı taşınmazına davalının taşkın bina inşa etmek suretiyle elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının inşaata muvafakati bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak önceden verilen karar Dairece onanmış, daha sonra karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme sonucu "... davalının binasının bir kısmının davacının kadastral çapı içerisinde kaldığı, karardan sonra çekişmeli taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğu, yapılan imar işlemi sonucu yani bir parselasyon ve mülkiyet durumunun oluştuğu" belirtilerek "imar çapı ve haritasının getirtilmesi yeniden keşif yapılması, belirlenecek duruma göre hüküm kurulması" gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne hükmedilmiştir.
Karar, davalı Erhan vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve taşkın inşaatın yıkımı isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 7 nolu kadastral parsel maliki olan davacının taşınmazına 36 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının taşkın inşaat yapmak suretiyle elattığını ileri sürdüğü, yargılama devam ederken taşınmazın imar şuyulandırma işlemine tabi tutulduğu bu suretle oluşan 133 ada 55 parselin davacı adına imar parseli olarak tescil edildiği, davacıya ait 7 nolu kadastral parselin bir kısmının yola terkin edildiği, bu uygulama karşı davacının idari yargı yerine başvurusu üzerine idari işlemin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
İdari yargı kararı ile birlikte, imar parselinin dayanağını oluşturan idari karar ortadan kalkmış imar parseli dayanaksız hale gelmiştir. Ne var ki bu karar sicili kendiliğinden ortadan kaldırmamıştır.
Taraflar arasındaki çekişmenin kadastral parseldeki hak durumuna göre çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle, bu hakka uygun sicilin yeniden oluşması zorunludur.
Hal böyle olunca, davacıya 7 nolu kadastral parselin ihyası bakımından dava açmak için önel verilmesi, açıldığı takdirde bu dava sonucunun beklenmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy