(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 404 parsel sayılı taşınmazın 16 nolu bölümünün tamamı kendisine aitken, 1/2 payını hileli hareketleri sonucu davalıya bedelsiz olarak temlik edip, üzerinde kalan ½ payda da intifa hakkı tesis ettiğini, davalı eşinden boşandığını, hileyi de boşanma dava dilekçesinin tebellüğ tarihinde öğrendiğini ileri sürerek, 1/2 payın iptal-tescili ile intifa hakkının da iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı, 1 yıllık sürenin geçtiğini, iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerektiğini bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.Mahkemece,davada ileri sürülen vakıaların taraf muvazaası olduğundan söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarıdaki ilkelere göre araştırma ve inceleme yapılarak taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün H.U.M.K'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy