(4721 S. K. m. 683) (4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 10.5.1950 gün 74 numara ile tapuda miras bırakanı adına kayıtlı taşınmazın, davalı kullanımında olduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazı haricen satın aldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın, davacının tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalmadığı, zilyetliğinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, davacının 10.5.1950 gün 74 s. tapu kaydına dayanarak eldeki davayı açtığı, davalının ise harici satın alma ve zilyetlik savunmasında bulunduğu görülmektedir.
Mahkemece, yerinde yapılan uygulama sonucu dava dayanağı tapu kaydının çekişmeli yere uymadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan uygulamanın taraflar arasındaki çekişmeyi adil bir biçimde sonuçlandırmaya elverişli olduğu söylenemez.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Yasanın 719, 3402 s. Kadastro Yasasının 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve kanuni bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış bütün belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tesbit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı biçimde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek çekişmeyi gidermeye elverişli ve yararlı delillerin toplanması ve yerinde yeniden gerekli keşfin yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy