(818 S. K. m. 18) (1.4.1974 Tarih 1/2 Sayılı YİBK)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları babası ile davalı annesinin ortak olduğu 2574 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümünün kuru mülkiyetini mal kaçırmak amacıyla davalı torunu Münibe'ye sattıklarını, bedelini almadıklarını, satışın gerçek satış olmadığını ileri sürüp davalı adına oluşan tapu kaydının iptaline, payları oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılardan Elmas, davalı Münibe'nin annesinden miras bırakanın altın aldığını, geri veremediklerini, bunlara karşılık taşınmazı verdiklerini belirtip davanın reddini savunmuş, diğer davalılara tebligat yapılmış ancak duruşmalara gelmemişlerdir.
Mahkemece, dava tarihi itibariyle tapunun davalı Hasan üzerinde olmadığı, davanın koşulları oluşmadığı gerekçesiyle Münibe ve Elmas aleyhine açılan davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine dayalıdır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 2574 parseldeki 30/877 arsa paylı 7 nolu bağımsız bölüm, kayden tarafların miras bırakanı İsmail ile Elmas'a ait iken adı geçenlerin bu paylarını intifa hakkı üzerlerinde kalmak koşuluyla davalı Münibe'ye 28.4.1993 tarihli akitle ve satış yoluyla temlik ettikleri, taşınmazın kayden halen adı geçen üzerinde bulunduğu görülmektedir.
Temlikten bir süre sonra taşınmazın Münibe tarafından davalılardan Hasan Sayım'a satılıp kısa süre sonra geri alındığı da sabittir.
Taşınmazın, davalı Münibe'ye temlikinin bedel karşılığı olmadığı, temlik tarihinde Münibe'nin 15 yaşında ve alış gücüne sahip bulunmadığı, satış işlemlerinin velayeten yapıldığı da tüm dosya içeriğinden belirlenmiştir. Bu durumda miras bırakan İsmail ile davalı Elmas'ın yaptığı işlemin muvazaalı olduğu, gerçek bir satış olgusuna dayalı bulunmadığı tartışma götürmeyecek kadar açıktır.
Temliki yapanlardan davalı Elmas halen sağdır. Öte yandan diğer davalı Hasan'ın da kayıtla bir ilgisi mevcut değildir. Bu durumda adı geçenler hakkında açılan davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı Elmas payı yönünden davacıların davada dayanılan hukuki sebep için talep haklarının doğmadığı da kuşkusuzdur. Taraflar arasında önceden görülen ve davalı Hasan'ın taraf olmadığı Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2002 tarih 2002/3 esas 2002/957 karar sayılı ilamının da isabetsiz bulunan hüküm gerekçesi yönünden eldeki dava bakımından kesin hüküm olmayacağı da açıktır.
Hal böyle olunca, miras bırakan İsmail Yazıcı payı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hüküm de yazılı olup olaya uymayan gerekçelerle bu pay yönünden davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların belirtilen sebebe yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy