(4721 S. K. m. 683)
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların aynı kayda tutunarak, dava dışı kişiler aleyhine açtıkları 1963/156 esas 1964/632 karar ve 1995/734 esas 1997/629 karar sayılı davalarda, davacılar tapusuna kapsam tayin edildiği; davalılar tapusunun ve vergi kaydının ise, çekişmeli taşınmaza uymadığı ve başka bir yere ait olduğu anlaşılmaktadır. Anılan davalarda belirlenen kayıt kapsamı o davalarda taraf olmayan davalıları bağlamaz ise de, davacıları bağlayacağı ve davalılar yönünden de güçlü delil oluşturacağı kuşkusuzdur.
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları dava konusu tapuların kapsamında kalan bir kısım taşınmazlarına davalılarca ekilip biçilmek suretiyle elatıldığını ileri sürüp; elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, çekişmeli taşınmazların davacılara ait tapu kapsamında bulunmadığını ve miras bırakanlarından kendilerine intikal eden ve haricen satın aldıkları tapular kapsamında bulunduğunu ileri sürüp, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların dayandığı tapunun sabit sınırlı olmaması nedeniyle miktar itibariyle geçerli olduğunu ve çekişmeli kısımların davalılar zilyetliğinde bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma istemi değer yönünden reddedilip gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, 11.3.1940 tarihli, 36 numaralı tapu kapsamındaki taşınmazın bir bölümünün haksız biçimde işgal edildiğini ileri sürerek; elatmanın önlenmesini istemişlerdir. Davalılar da, davaya tapu kaydı ve 1937 tarihli vergi kaydı ile karşı koymuşlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların aynı kayda tutunarak, dava dışı kişiler aleyhine açtıkları 1963/156 esas 1964/632 karar ve 1995/734 esas 1997/629 karar sayılı davalarda, davacılar tapusuna kapsam tayin edildiği; davalılar tapusunun ve vergi kaydının ise, çekişmeli taşınmaza uymadığı ve başka bir yere ait olduğu anlaşılmaktadır. Anılan davalarda belirlenen kayıt kapsamı o davalarda taraf olmayan davalıları bağlamaz ise de, davacıları bağlayacağı ve davalılar yönünden de güçlü delil oluşturacağı kuşkusuzdur. Öte yandan davacıların tapu kaydının hukuksal değerini koruduğu açıktır. Dava konusu taşınmaz hakkında bir mer'a tahsisi bulunmadığı gibi uzman bilirkişi raporlarıyla tarım arazisi olduğu belirlenmiştir. Bu bakımdan tapu kaydındaki mera vasfının taşınmazın gerçek niteliğini belirlediği söylenemez. Eldeki davada yapılan uygulama sonucu çekişmeli bölümlerin yukarıda sözü edilen davalarda saptanan tapu kapsamında kaldığı da tartışmasızdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle reddedilmesi doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün, açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy