(818 S. K. m. 18, 390)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, elbirliği mülkiyeti ile malik oldukları 3, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazların davalı annesi Fatma'ya 9 yıl önce verdiği vekaletle diğer davalı kardeşi Emine tarafından danışıklı olarak davalı Oktay'a temlik edildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Oktay, taşınmazları iyiniyetle 130 milyara satın aldığını, taraflar arasındaki ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını savunmuş; diğer davalılar da iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerektiği bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraf muvazaasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği bildirilerek, davanın reddine dair verilen karar Dairece ".....dava dilekçesi içeriğinden davacının vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayandığı, bu konu ile ilgili ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerektiği...." bildirilerek bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyularak, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususunun ve muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Hülya Gerçeker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davalı Fatma'nın davacının annesi, davalı Emine'nin de kız kardeşi olduğu, babaları kök muris öldükten sonra 06.10.1992 tarihinde davacı Celal ile davalı Emine'nin anneleri davalı Fatma'ya genel yetkili bir vekaletname verdikleri, bu vekaletname tarihinden yaklaşık 9 yıl sonra davalı Fatma'nın kendisine asaleten, oğlu davacı Celal'e vekaleten, davalı Emine'yi 05.01.2001 tarihinde temsil ettiği, davalı Emine'nin de bu vekalete dayanarak 24.01.2001 tarihinde çekişme konusu taşınmazları davalı Oktay'a satış suretiyle temlik ettiği görülmektedir. Esasen bu hususlar tarafların ve mahkemenin kabulündedir.
Davalı Oktay, çekişme konusu taşınmazları 130 milyar TL. ye satın aldığını, tapuda 47 milyar gösterildiğini savunmuş, davalı tanıkları da aynı yönde beyanda bulunmuş ancak bu husus yazılı bir belge ile kanıtlanmış değildir.
Mahkemece, önceki bozma ilamında öngörüldüğü anlamda zararlandırma unsurunun tespiti için çekişme konusu taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerleri keşfen saptanmadığı gibi, davalı Oktay'ın da davadaki konumu, davalılarla ilişkisinin niteliği ve derecesi araştırılmamıştır.
Ayrıca, davacı tanıklarının, aile arasındaki bu konu ile ilgili özel toplantılarda, davalı Oktay'ın taşınmazları istenirse geri verebileceği, davalı Emine'nin davacı tarafından alınan kira bedellerinin kendilerine ödendiğinde elindeki güçlü delille taşınmazları geri alabileceğine dair beyanları da tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, önceki bozma ilamında belirtilen ilke ve olgularda gözetilerek mahallinde keşif yapılıp taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin de belirlenmesi, davalı Oktay'ın konusunun açıklığa kavuşturulup, tüm taraf delilleri bundan sonra değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken,
Sonuç: Yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy