(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 41)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 226 nolu parsele davalının kaçak ve izinsiz olarak bekçi kulübesi yaptığını ileri sürerek, elatmasının önlenilmesi ile binanın yıkılmasını istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazı davacının izni ile kullandıklarını, ecrimisil ödediklerini, kaldı ki taşınmazın belediyeye geçen yerlerden olduğunu, davacının dava açma hakkının dahi bulunmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Hazinenin bu davayı açmakla muvafakatini geri aldığı, davalının hakkı olmadan çekişmeli taşınmazda muhtesat yaptığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine toplanan delillere göre, davacı Hazineye ait tarla vasfındaki 226 parsel sayılı taşınmaza bekçi kulübesi, gazino, futbol sahası ve basketbol sahası yapılmak, kısmen yol olarak kullanılmak ve kısmen de çöp dökülmek suretiyle elatıldığı sabittir. Davacı Hazine, M Sitesi Yapı Kooperatif Başkanlığını hasım göstermek suretiyle elatmanın önlenmesini ve yapılanların yıkımını istemiş, davalı yönetim ise elatmanın yönetimce gerçekleştirilmediğini, site sakinlerince yapıldığını savunmuştur. Değinilen savunma üzerinde mahkemece yeterince durulmamıştır.
Bilindiği üzere, elatmanın önlenilmesi istekleri, haksız fiil niteliğindeki davranışın giderilmesine yöneliktir. Bu bakımdan haksız fiili yapanın, taşınmaza doğrudan elatan kişinin belirlenmesi zorunludur.
Öte yandan, davada husumetin gerçek ve tüzel kişilere yöneltilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur. Dava, kooperatife yöneltilerek açılmış, ancak anılan kooperatifin halen varlığını sürdürüp, sürdürmediği araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, davalının tüzel kişiliğini koruyup korumadığı araştırılması, haksız fiil nitelikli eylemlerin tüzel kişilik adına mı yoksa başka kişilerce mi gerçekleştirildiğinin açıklığa kavuşturulması, savunmanın üzerinde durulması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik soruşturmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazları doğrudur. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy