(4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. 13- 15-33)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, taksim sonucu kendisine isabet eden tapulu taşınmazına davalının haksız olarak elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu yeri satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu yerin davacının miras bırakanı adına kayıtlı 03.04.1954 gün 15 nolu tapu kapsamında kaldığı, anılan yerin davalının işgalinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı, harici satın alma ve bundan kaynaklanan zilyetliği bulunduğunu savunmuş, mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 13/B-b maddesinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmaz elbirliği halinde mülkiyete konu olmakla birlikte mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacıya düştüğü sabittir. Dosya kapsamıyla belirlenen bu olgu yönünden 3402 Sayılı Yasanın 15/1 ve 33. maddeleri gözetildiğinde davalının taşınmazdaki mülkiyet hakkının doğduğu kabul edilmelidir.
Davacı ile davalı arasında yapılmış bir harici satış sözleşmesinin bulunduğu ve anılan sözleşmenin 1991 tarihinde yapıldığı dosya kapsamıyla belirlenmiştir.
Kadastro girdiği anlaşılan çekişmeli yerde 3402 Sayılı Yasanın 13/B-b maddesine göre mülkiyetin harici satın alana geçmesi, anılan yasa hükmünce taşınmazın tapu dışı yolla satışa konu edilmesi, satış tarihinden itibaren on yıl süre ile çekişmesiz, aralıksız malik sıfatıyla satın alanın zilyetliğinde bulunması koşullarına bağlanmıştır. Uygulamada harici satışa konu edilen taşınmazla ilgili açılan dava çekişme anlamında kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından 24.07.2000 tarihinde harici satıştan itibaren 10 yıllık süre içerisinde açılan davanın olaydaki çekişmesizlik unsurunu ortadan kaldıracağı kuşkusuzdur. Anılan davanın açılmasıyla mülkiyetin nakline esas teşkil edecek sözleşmenin (harici satış sözleşmesinin) bozulduğu kabul edilmelidir. Sözü edilen davanın sonradan açılmamış sayılması sonucunun ortaya çıkması dava ile bozulan sözleşmeye yeniden geçerlilik sağlamaz.
Hal böyle olunca, davalı yararına yukarıda açıklanan şekliyle Kadastro Yasasının 13/B-b maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı dikkate alınarak harici satış bedeli üzerinden hapis hakkı tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.04.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy