(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, murislerinden kendilerine intikal eden ve taksim sonucu kendilerine düşen tapulu taşınmazlarına, davalının taşınmaz içersinde bulunan çam ağaçlarının fıstıklarını toplamak suretiyle elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, kullandığı yerin kendi tapusu kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin davalıya ait tapu kaydı kapsamında kaldığı, fıstık çamlarına evvelden beri davalı tarafından zilyet edildiği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Ş.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden 7.5.1953 gün 16 sayılı tapu kaydına dayalı olarak davalının elatmasının önlenmesini istediği, davalının da 20.5.1953 gün 4 sayılı tapuyla davaya karşı çıktığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Mahkemece, açıklanan anlamda uygulama ve araştırma yapıldığı söylenemez. İddia ve savunmanın dayandığı tapu kayıtları kapsamlarının nokta hudutlar itibarıyla miktarları ile geçerli olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, dosyada bulunan Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/291 D.-iş sayılı dosyasında bulunan 2.12.2000 tarihli raporda çekişmeli yerin orman tahdit alanı içersinde bulunduğu belirtilmiştir.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle tarafların davada dayandıkları tapu kayıtlarının hukuken geçerli olup olmadığının saptanması, tapu kayıtlarının geçerli olduğunun anlaşılması halinde, kapsamlarının yukarıda açıklandığı şekilde belirlenmesi aksi halde üstün zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy