(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Taraflar arasında görülen davada; davacı, Ağustos 1968 tarih, 1 nolu tapu ile maliki olduğu 5541 m2 lik tarlanın yaklaşık 3041 m2 sini davalının taşınmazdaki eski evi kullanmak ve bitişiğine tek katlı ev yapmak suretiyle haksız olarak işgal ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve davalının yaptığı yeni evin yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmalara katılmamış, yanıt da vermemiştir.
Mahkemece, ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının kayden maliki bulunduğu Ağustos 1968 tarih, 1 nolu tapu kaydına dayalı olarak bu yere davalının elattığını ileri sürerek, eldeki davayı açtığı görülmektedir. Yerinde mahkemece keşif yapılmış ise de, yapılan keşif ve uygulamanın hüküm kurmaya, davayı isabetle sonuçlandırmaya yeterli olduğu söylenemez.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.
Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, özellikle davacının dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi, komşu taşınmazlara ait kayıtların sağlanması, yansız yerel bilirkişiler temin edilmesi ve yukarıda açıklandığı üzere soruşturmanın eksiksiz tamamlanması gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Kabulüyle hüküm HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy