(4721 S. K. m. 683) (2886 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, çekişmeli bağımsız bölümün önceki maliki tarafından davalıya kiralandığını, ölümü üzerine taşınmazın hazine adına tescil edildiğini, kira sözleşmesinin süresi bittiğinden tapudaki kira şerhinin terkin edilip 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre davacıya satıldığını, davalının taşınmazda kiracılık sıfatının sona erdiğini, fuzuli işgalci olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir. Davalı vekili, davalının kiracılık sıfatının devam ettiğini, önceki malikle yapılmış 30 yıllık bir kira sözleşmesi daha bulunduğunu, sürenin sona ermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının kiracılık sıfatının sürdüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.06.2004 Salı saat 9.30 da Daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 66 sayılı parseldeki 4 nolu bağımsız bölümün mirasçı bırakmadan ölen Fatma'ya ait iken, 2.3.1991 tarihli olup 9.10.1991 tarihinde noterce onaylanan ve 22.10.1991 tarihinde tapuya tescil edilen sözleşme ile davalıya kiralandığı, kayıt malikinin 16.4.1995 tarihinde mirasçısız ölmesi üzerine taşınmazın son mirasçı sıfatıyla 2.7.1996 tarihinde hazine adına tescil edildiği, 10 yıllık kira sözleşmesinin sona ermesini takiben 2886 sayılı Yasa hükümleri uyarınca 21.3.2003 tarihinde satış yoluyla davacıya temlik edildiği görülmektedir. Çekişmeli taşınmazın davacıya satışı öncesinde son mirasçı sıfatıyla hazineye intikali ile hazine malı haline geldiği, 2.3.2001 tarih itibariyle ve 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi hükmü gereği davalı ile önceki kayıt maliki arasındaki 10 yıllık kira sözleşmesinin tamamlandığı ve sözü edilen yasa hükmü gereği davalının taşınmazdaki konumunun fuzuli şagil niteliğine büründüğü, daha sonra davacıya yapılan satışla birlikte önceki kira sözleşmesinin davacıyı bağlamayacağı kuşkusuzdur.
Açılan davada davalı, yukarıda açıklanan kira sözleşmesinin yanında, yine önceki malikle aralarında düzenlenen 8.10.1991 tarihli 30 yıllık kira sözleşmesi bulunduğunu savunmuş, mahkemece de anılan savunmaya değer verilmiştir. Tarafları arasında aynı taşınmazla ilgili olarak yapılmış bulunan bir kira sözleşmesinden sonra aynı taraflar ve kiralanan bakımından yeni bir kira sözleşmesi yapılmasına yasal engel mevcut değildir. Böyle bir durumda önceki kira sözleşmesinin ortadan kalkacağı ve tarafları bakımından hüküm ifade etmeyeceği, bunun yerine yeni kira sözleşmesinin değer taşıyacağı açıktır.
Bu bakımdan, önceki kayıt maliki Fatma ile davalı arasında düzenlenen 2.3.1991 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesinden yaklaşık 7 ay geçince düzenlenen 8.10.1991 tarihli 30 yıllık kira sözleşmesinin tanziminden 1 gün sonra tarafları bağlamayacağı kabul edilen önceki sözleşmenin 9.10.1991 tarihinde noterde tastikletilmiş olması, ayrıca anılan sözleşmenin 22.10.1991 tarihinde tapuya şerh ettirilmiş bulunmasının açıklanabilir ve makul bir sebebi olduğu söylenemez.
Diğer taraftan Milli Emlak Müdürlüğünce Ş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 8.4.1996 tarihinde açılan 1996/327 esas sayılı davada davacı 10 yıllık 2.3.1991 tarihli sözleşmeden söz ederek uyarlama isteğinde bulunmuş, o davada davalı sözleşmenin geçersizliğinden ve 8.10.1991 tarihli sözleşme bulunduğundan bahsetmemiştir. Öyle ise tarafların, özellikle davalının kiralanan yer bakımından 2.3.1991 tarihli 10 yıllık sözleşme ile kendisini bağlı saydığı kabul edilmelidir.
Sonuç: Hal böyle olunca; 8.10.1991 tarihli 30 yıllık kira sözleşmesinin davacıyı bağlamayacağı, taraflar arasında hukuki sonuç doğurmayacağı ve davalının taşınmazda fuzuli şagil olduğu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi doğru değildir.Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy