(818 S. K. m. 18, 213) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar; miras bırakanın 15 parsel sayılı taşınmazını davalı Ahmet'in, ileride tüm çocuklarının daire sahibi olmasını sağlayacağını şeklindeki kandırmaları sonucu hileyle bağış biçiminde temlikini sağladığını, 23 parsel 3 nolu meskenin ise muris tarafından davalı Mustafa'ya mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak devredildiğini ileri sürerek; tapu iptali ile payları oranında tescil, olmadığı taktirde tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davalarının reddine, tenkis yönünden ise, miras bırakanın saklı paya tecavüz kastıyla işlem yaptığından bahisle davaların kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Asıl dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ve tenkis, birleştirilen dava ise, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil davalarının reddine, tenkis istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu olup bağış yoluyla temlik edilen 15 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların bu parsele yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Muvazaa hukuksal nedenine dayalı 23 nolu parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümle ilgili tapu iptal ve tescil davasına gelince;
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür.
Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tesbiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda, miras bırakanın dava konusu 3 nolu bağımsız bölümü davalı Mustafa'ya temliki yönünden yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilke ve olgulara göre taraf delillerinin toplanıp, birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken noksan araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların, dava konusu 23 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy