(4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden maliki bulundukları 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazları davalının 2003 yılından beri nohut ekmek suretiyle haksız kullandığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazları davacı Naci'den sözlü olarak 2002, 2003 ve 2004 yılları için kiraladığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazları kira sözleşmesine dayanarak kullandığı, haksız elatılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR
Dava, çaplı taşınmazlara elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve savunmanın içeriğine göre, çekişme taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere, özellikle çap kayıtlarına göre paylı mülkiyet üzere olan taşınmazlarda davacıların eşit paylarla kayden malik oldukları, davalının ise sicille ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Gerçektende, taraflar arasında bir takım taşınmazlar hakkında 2002 yılı içinde ekilmek ve 2003 yılında da teslim edilmek üzere kira sözleşmesi yapıldığı, davacıların 29.04.2003 tarihinde akit konusunu teşkil eden taşınmazların sürülmemesi ve kendilerine teslim edilmesi bakımından davalıya noter aracılığıyla ihtar çektikleri görülmektedir.
Ayrıca, çekişmeye konu taşınmazların 30.07.2002 tarihli sözleşme dışında olduğu ve kira kapsamında bulunmadığı da sabittir. Bu durum mahkemenin de kabulündedir.
Ancak, davacı çekişmeli taşınmazlarla ilgili olarak paydaşlardan Naci ile yaptığı sözlü kira aktine dayanarak taşınmazları kullandığını savunmuş, mahkemece savunmayı doğrular nitelikteki tanık ifadeleri esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur.
Oysa, taşınmazlar paylı mülkiyet üzere olup, taşınmazları davalıya kiraladığı söylenen paydaş dışında beş paydaşın daha bulunduğu ve bunlarında davada davacı sıfatıyla yer aldığı görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davacılardan Naci'nin böyle bir kira aktini yaptığı kabul edilse dahi, bu sözleşmeye, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda 06.05.1955 gün 12/18 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereği geçerlilik tanımak olanaksızdır. Kaldı ki, sözleşmeye diğer paydaşların icazet verdiği iddia ve ispat edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, davalının kayden davacılara ait çekişme konusu taşınmazlara haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın elattığı gözetilerek, ecrimisil isteği konusunda da gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy