(2709 S. K. m. 73) (3065 S. K. m. 1) (1136 S. K. m. 168)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 27. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 8.4.2003 gün ve 171-322 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 23.10.2003 gün ve 10128-11261 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı Mehmet E. vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hali getirme ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın ecrimisil yönünden reddine elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme yönünden kabulüne dair kurulan hüküm Dairemizce onanmıştır.
Karar düzeltme istemi üzerine bu defa yapılan incelemede, davacı vekili lehine takdir edilen avukatlık parasına K.D.V ilave edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 168. maddesi avukatlık asgari ücret sözleşmesinin hangi merci tarafından hazırlanacağını, hangi prosedürle işlerlik kazanacağını ve yürürlüğe konulacağını hükme bağlamıştır.
Buna göre; belirlenen ve 28 Kasım 2002 tarih ve 24950 sayılı Resmi Gazete de yayımlanıp, 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren tarifenin 21. maddesinde aynen bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sayılı Kanun hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir hükmüne yer verilmiştir.
3065 Sayılı Yasanın 1/2 maddesi Her türlü mal ve hizmet ithalatının vergiye tabii olduğunu belirtirken, 4. maddesi vergiye tabii hizmeti tarif ederek teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğunu hüküm altına almış ve 5. madde ile de, hizmet sayılan haller belirlenmiştir. Ayrıca 8/1 maddesi hükmü gereğince de mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların verginin mükellefi olduğu hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 20. maddesinde yer alan;
1- Teslim ve hizmet işleminde matrah bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.
2- Bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerin bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olusun alınan veya bunlara harcanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat hizmet ve değerler toplamını ifade eder hükmü ile de bu verginin matrahı tayin ve tarif edilerek kapsamı saptanmıştır. Aynı maddenin 4 numaralı bendi Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işlerle, bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi ayrıca müşteriye intikal ettirilmez düzenlemelerine yer verilmiştir. Bütün bunlar karşısında yasanın öngördüğü KDV'nin avukatlık asgari ücret sözleşmesiyle belirlenen ücretin içinde olacağı ve ayrıca hizmet lehdarına yansıtılamayacağı kuşkusuzdur. O halde, somut olay, değinilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı vekille temsil edilenin vekilinin yaptığı hizmetten yararlananın davanın karşı tarafı olduğu söylenemeyeceği gibi, vergiden de sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Diğer taraftan, Anayasanın 73. maddesi vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır düzenlemesini içermekte olup, öğreti ve uygulamada verginin yasallığı olarak nitelendirilen bu ilke, vergi, resim, harç ve benzeri kamusal güce dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü ve oranı gibi unsurların yanında, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur.
Bu hale göre; 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesindeki Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir ifadesinin yukarıda sıralanan yasal gerekler gözetilerek oluşturulmuş bir düzenlemeyi içermediği gibi, normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme nitelisini kazandırdığından söz edilemez.
Somut olayda; Davacı taraf yararına takdir ve tayin edilen avukatlık ücretine yasal dayanağı bulunmadığı halde ayrıca KDV Yasasında öngörülen oranda katma değer vergisinin ilave edilerek davalı taraftan tahsili yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
Hal böyle olunca, davalının sair karar düzeltme isteminin reddine, yukarıda açıklanan nedenden ötürü karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairenin 23.10.2003 tarih ve 2003/10128-11261 sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün belirtilen nedene hasren H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy