(4721 S. K. m. 725, 730)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, maliki oldukları 239 parsel sayılı taşınmazın 24.09 m2 lik kısmına komşu 416 parsel maliki davalının taşkın bina yapmak suretiyle tecavüzü bulunduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve binanın taşkın kısmının yıkımı isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, usulüne uygun ölçümler yaptırarak 1997 yılında inşaat ruhsatı aldığını ve binayı yaptığını, tecavüzün hatalı ölçümlerden kaynaklandığını, iyiniyetli olduğunu belirtip bedeli karşılığı taşkın bölümün temliken tescilini istemiştir.
Mahkemece, davacıların maliki bulunduğu taşınmaza davalı binasının tecavüzlü olduğunu ancak; taşkınlığın hatalı ölçümlerden kaynaklandığı, davalının iyiniyetli olduğunun kabul edilmek suretiyle davacıların elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin reddine, temliken tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakiminin raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, savunma yoluyla davalı tarafından ileri sürülen temliken tescil isteğinin kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 239 parsel sayılı taşınmaz kayden davacılara ait bulunduğu, komşu parsel maliki davalı tarafından yapılan yapının davacı taşınmazına 24.09 m2 tecavüzlü olduğu görülmektedir.
Davalının, çekişmeye konu tecavüzlü yapıyı, dava dışı belediyeden aldığı, 17.7.1997 tarihli ruhsatla yapmaya başladığı; ne var ki, inşaat aşamasında belediyece verilen ruhsatın iptal edildiği, bu işleme karşı davalı tarafından idari yargı yoluna başvurulduğu ancak bu isteğin reddedildiği ve idari kararın Danıştay'ca onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmü gereğince temliken tescil isteğinin kabulü, öncelikle taşkın yapının iyiniyetle yapılmış olması koşuluna bağlıdır. İyiniyet bulunmadığı takdirde anılan hüküm gereği tescil isteğinin kabulüne olanak yoktur.
Yukarıda ifade edildiği üzere, ruhsatsız, kaçak yapı niteliğindeki davalı inşaatının iyiniyetle yapıldığı kabul edilemez. Diğer taraftan çap iptale kadar geçerli olup, mülkiyet çekişmeleri ayakta olan ve geçerliliğini koruyan çap kaydına göre çözüme kavuşturulmalıdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, kayda üstünlük tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy