(4721 S. K. m. 703) (818 S. K. m. 216)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kendisinin muris H. Kuru'nun kızı, davalıların ise murisin torunu olduğunu, murisin sağlığında 645 ada 14 parseldeki 1/5 payını davalı torunlarına bağışladığını, ancak işlemin satış şeklinde yapıldığını, satış işlemi yapılırken davalıların 5, 8, 10 ve 12 yaşlarında olduklarını, satış işlemini velayeten babalarının yaptığını, taşınmazın üzerindeki villa yıkılarak sonradan apartman yapıldığını, taşınmazda kendisinin de daha önce paydaş olduğunu, kat mülkiyetine geçildiğini ileri sürerek muvazaa nedeni ile davalılar adına oluşturulan tapuların payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, satışın gerçek olduğunu, muvazaanın bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.9.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden İ. Kuru vs. vekili Avukat M. A. Ersoy ile yine temyiz eden A. Tiken vekili Avukat Y. Ayar geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi H. Çelik'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaasına dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın paydaşı bulunduğu çekişmeli taşınmazda 1/16 payını 18.5.1979 tarihli akitle davalılara temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşıldığına göre, bu olgu benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, çekişmeli taşınmazda satış işleminden sonra üzerindeki yapı yıkılmak suretiyle yeni bir bina inşa edildiği, anılan binada kat irtifakına konu bağımsız bölümler oluştuğu, davalıların satış yolu ile edindikleri payların muhtelif oranlarda bu bağımsız bölümlere yansıtıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalıların maliki bulundukları bağımsız bölümlerdeki payları üzerinden davacının veraset ilamındaki payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken denetime açık olmayan ve ne suretle hesap edildiği bilinmeyen tarzda paylar oluşturularak karar verilmesi doğru değildir. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davacı vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukat parasının diğer temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy