(1086 S. K. m. 7)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine vekili, birleştirilen davalar ile mülkiyeti hazineye ait 488 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından motel yapılarak işgal edildiğini, elatmanın önlenmesi davasının kabul edilip kesinleştiğini davalının ecrimisil de ödemediğini ileri sürerek, kal ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmaz üzerinde kadastrodan önce yapılmış 34 yıllık turistik tesis bulunduğunu bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kal talebi yönünden davanın reddine, ecrimisil isteminin ise HUMK.nun 7. maddesi gereğince dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava, çaplı taşınmazda bulunan muhtesatın yıkımı ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 488 parsel sayılı taşınmazın kadastroca hazine adına tespit edildiği, davalının Kadastro Mahkemesinde açtığı tespite itiraz davasının ise; dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı ve zilyetlikle de edinilemeyeceği gerekçesi ile reddedilip kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının iyiniyetle yapı sahibi olduğu söylenemez.
Ancak, yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan, taşınmaz üzerindeki yapının yıkımının aşırı zarar doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, arzın maliki davacıdan asgari levazım bedeli üzerinden muhtesatı temellüke razı olup olmadığının sorulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi doğru değildir.
Öte yandan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilin 2886 sayılı yasa hükümlerine göre takip ve tahsili mümkün olduğu gibi Hukuk Genel Kurulunun 25.2.2004 tarih 2004/1-120 esas-96 sayılı kararında da öngörüldüğü üzere Adli Yargı Yerinde dava ve talep konusu yapılmasına yasal engel yoktur.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen hususlar gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy