(4721 S. K. m. 681) (3194 S. K. m. 18)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı (birleşen davalı),kayden maliki bulunduğu 37769 ada 5 parsel sayılı taşınmazı davalının taşkın inşaat yapmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve binanın yıkımına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı (birleşen davacı),tecavüzün imar uygulaması sonucu oluştuğunu,4 parsel sayılı taşınmazı 20 yıldır kullandığını belirtip davanın reddini savunmuş,birleşen davasında ise davacının ağaçlarını kesmek ve evini 1 yıldır kiraya vermesini engelleyerek zarar verdiğini ileri sürüp bina ve ağaçların bedeli ile yoksun kaldığı gelir dolayısıyla 4.603.460.506 TL.tazminatın tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece,davalının (birleşen davacının)davacıya ait taşınmazı bina yapmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal ettiği, temliken tescil koşullarının oluşmadığı,iyi niyetle yapılan muhtesatların bedelinin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davacı (birleşen davalı) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava,imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine;birleşen dava, muhtesat bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece,asıl davanın aynen, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine,toplanan delillere göre;çekişmeli 5 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğu bu yerde davalının işgalindeki taşkın yapı bulunduğu görülmektedir.Taşkınlığın imar uygulaması ile meydana geldiği de sabittir.
Bilindiği gibi, Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olayda davalının (K.davacı),imar öncesi kadastral parselde kayden ve irsen bir hakkı bulunmadığı, yapısının olduğu yerde haksız işgalci konumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Öyle ise yukarda açıklanan yasal düzenlemelerdeki korumadan yararlanamaz.
Hal böyle olunca,birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacının (K.Davalı) temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy