(818 S. K.m. 81)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalının bankadan kredi çekip kendisine verdiğini, bu borcun teminatı olmak üzere çekişme konusu 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin, 11 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü davalıya bedelsiz olarak devrettiğini ve borcun ödenmesi halinde taşınmazın geri verileceğine dair yazılı belge düzenlendiğini, ancak davalının taşınmazları geri vermediğini ileri sürüp, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının borcunu ödemediğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borcun davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 30.03.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Umur T.. ile temyiz edilen vekili avukat Hüseyin P.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hakimi A.Sevil Ç
.'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davalının davacıya verilmek üzere, Türkiye İş Bankası Taksim Şubesinden 937.062 DM lık kredi aldığı ve anılan parayı davacıya verdiği, paranın anılan şubeye 52.059 DM lık taksitler halinde 18 ayda ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu borca teminat olmak üzere davacının davaya konu edilen 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4 ve 5 nolu bağımsız bölümleri, 11 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümünü temlik ettiği, değinilen ilişki açısından 20.10.1997 tarihini taşıyan protokol başlıklı belge düzenlendiği görülmektedir.
Taraflar arasındaki ilişkinin inanç sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, 20.10.1997 tarihli olup, tarafların imzasını taşıyan belgenin de, 05.02.1947 tarih 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında öngörüldüğü anlamda yazılı delil niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Esasen bu olgu, mahkemenin olduğu kadar tarafların da kabulündedir.
Böyle bir ilişkide sözleşmede öngörülen borcun ödenmesi halinde teminat olarak temlik edilen taşınmazların mülkiyetinin önceki malikine iade edileceği kuşkusuzdur.
Davacı, söz konusu sözleşme uyarınca aldığı borcunu davalının krediyi veren bankaya olan borç taksitleri tutarı olan 52.059 DM lık karşılığı tanzim edilen senetlerle ödediğini, ödeme karşılığı senetleri de geri aldığını ileri sürmüştür. Gerçekten, böyle bir ödemenin kanıtlanması halinde davacının Borçlar Kanununun 81. maddesi hükmü gereği davayı açmakta ve sözleşmede öngörülen iade borcunu yerine getirmesi için davalıya karşı talepte bulunmakta haklı olacaktır.
Ne var ki, davalı ödeme belgesi olarak davacı tarafından dosyaya sunulan senetlerin sahte olduğunu, kendisine bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüş, konuyla ilgili olarak sahte senet tanzimi suçundan Cumhuriyet Savcılığına yaptığı ihbar neticesi İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/84 esas sayılı dosyasında ileri sürülen isnat gereği dava açılmıştır. Anılan davanın henüz sonuçlanmadığı ve derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen ceza davası neticesinde senetlerin sahteliğinin subuta ermesi halinde bu durumun ödeme savunması yönünden değerlendirmeye tabi tutulacağı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/84 esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.0000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy