(4721 S. K. m. 3, 683, 724)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar vekili, müvekkillerine ait 218 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalının haksız olarak ev yaptığının, tedbirle durdurdukları halde, inşaata devam ettiğini, davalının haksız olan bu el atmasının önlenilmesi ile inşaatların ve binaların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise davanın yersiz açıldığını bildirip reddini savunmuştur. Mahkemece, Çekerek Kadastro Mahkemesinin 2001/40-2002/1 sayılı dosyasında kesinleşen kararda dava konusu taşınmazın tapu kaydında binanın davalıya ait olduğu hususunda şerh bulunduğu bu konuda kesin hüküm olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 5.10.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden v.s. vekili Av.B.Latif Gerez geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenilmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara ait olduğu, bu yerde davalıya ait yapı bulunduğu görülmektedir.
Gerçekten, taraflar arasında görülen Kadastro Mahkemesinin 2001/40-2002/1 sayılı davası sonucu çekişmeli taşınmazın davacılara aidiyeti belirlenmekle birlikte bu yerdeki yapının davalı tarafından inşa edildiğine dair şerh bulunduğu sabittir. Nevar ki anılan şerh sahibine kişisel hak sağlar, Nitekim davalı bu hakka dayalı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı olarak tapu iptali tescil davası açmış, anılan dava, davacının yapılaşmada iyiniyetli olmadığı gerekçesi ile retle sonuçlanmış ve verilen karar kesinleşmiştir.
Öyleyse, davalının davacı taşınmazını işgalinin sebebinin ortadan kalktığı ve işgalin haksız hale geldiği kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere reddi doğru değildir. Davacılar vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy