(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20 )
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 23.12.1981 tarih 12 nolu tapulu taşınmazdaki miras payına davalıların haksız olarak elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,tapu kayıt miktarının 1838 m2 olduğu ihtilaflı yerin ise 3600 m2 olduğu,ihtilaflı kısmın tapu kayıt kapsamı dışında kaldığı,davacının tapu kaydının düzeltilmesi davası açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden,davacının dayandığı 23.12.1981 gün 12 nolu tapu kaydında tarafların paydaş oldukları görülmektedir.Mahkemece yerinde yapılan uygulamada davada dayanılan tapu kaydının yerine uygulanması ve davaya konu edilen yerin tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı bakımından yeterli bir inceleme yapıldığı söylenemez.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittikleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi,gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip,doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması,doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi,ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi,böylece yanların dayandığı,usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan,dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması,komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca;tapu kaydında hudut komşusu olarak görünen kayıt maliklerine ilişkin kayıtların celp edilmesi,yerinde yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek sağlıklı bir araştırma yapılması tapu kaydının kapsamının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde belirlenmesi,çekişmeli yerin bu kapsamda olup olmadığının saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,03.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy