(818 S. K. m. 18, 511, 514, 518)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,miras bırakanı Mehmet'in maliki bulunduğu 12 parça taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak damadı olan davalıya ölünceye kadar bakım akti ile temlik ettiğini ileri sürüp miras payı oranında tapu iptal-tescil,bunun mümkün olmaması durumunda tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalı Mehmet'in 1987 tarihinde felç geçirdiğini ve tüm bakımını kendisinin yaptığını,temlikin muvazaalı olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,dava konusu taşınmazların temlikinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı gerçekleştiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle iptal tescil davasının reddine,murisin yaptığı tasarrufla mirasçıların saklı paylarını ihlal ettiği sabit olduğu gerekçesiyle tenkis isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar,dahili davacılar ve davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil ve tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece,tasarrufların tenkisine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden miras bırakan Mehmet'in 12 parça taşınmazını 30.12.1985 tarihli akitle ölünceye kadar bakım sözleşmesiyle davalıya temlik ettiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.511).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.514).Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür.En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında,aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.18).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve /2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın,ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakanın son derece varlıklı bir kişi olduğu,dava konusu taşınmazlardan başka taşınmazlarının da bulunduğu sabittir.Öte yandan davalının bir süre ile miras bırakana bakıp gözettiği de anlaşılmaktadır.Yukarıda da ifade edildiği üzere bakım karşılığı yapılan temlikin makul bir ivaz niteliği taşıması gerekir.Davaya konu edilen taşınmazların nicelik ve nitelikleri dikkate alındığında temliklerin bakım borcunun karşılığını aşar miktarda olduğu kuşkusuzdur.
Öyle ise; temliklerdeki gerçek amacın bakım karşılığı olmaktan ziyade mirasçılardan mal kaçırmak olduğu dosya kapsamı ile bellidir.
Nitekim,mahkemece tenkis isteği kabul edilirken miras bırakanın tasarruf nisabını aşar nitelikteki temliki tenkise konu edilmiştir.Ayrıca,temliklerin gerçek bakım karşılığı olduğu kabul edildiği takdirde bu işlemin bağış olduğu tarzındaki kabulde hatalıdır.
Hal böyle olunca,davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle davadaki öncelikli isteklerden olan tapu iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken bu talebin reddedilmiş olması doğru değildir.Davacıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy