(4721 S. K. m. 9, 10, 13, 15 ) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,fiil ehliyeti bulunmayan eşi Hüseyin'in maliki bulunduğu 16222 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümünü davalılara satış suretiyle devrettiğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile eşi Hüseyin adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar,dava konusu taşınmazı resmi şekilde bedelini ödeyerek satın aldıklarını,davacı eşinin fiil ehliyetinin bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,satış geçersiz olmakla beraber davacının verilen kesin süre içinde satış bedelini iade etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava,ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davacının eşinin ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek 11.7.2002 tarihinde çekişmeli taşınmaz bakımından davalılara yapılan temlikin iptali ile tapunun ehliyetsiz eşi adına tescilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere;dava ehliyeti dava şartlarındandır.Bunun bulunmaması halinde dava esastan değil,usul bakımından (mesmu olmadığından) reddedilir.Burada esasa girilerek davacının hakkının mevcut olmadığı tespit edilmemekte,sadece onun davayı takip yetkisinin bulunmadığı tespit olunmaktadır.Buna karşın davada sıfat dava şartlarından değildir.Sıfatın bulunmadığı bir davada esasa girilir,mahkeme yapacağı inceleme neticesinde davacının (veya davalının) bu sıfatı haiz bulunmadığı sonucuna varırsa,iddia edilen hakkın davacıya ait olmadığına,yani esasa dair bir karar vermek durumundadır.
Somut olayda;davacı eşinin akit tarihinde ehliyetsiz olduğunu belirterek yapmış olduğu temlikin geçersizliğini eş anlatımla mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve eşi (ehliyetsiz olduğu belirtilen kişi) adına tescilini istemiştir.İptal konusu müddeabih üzerinde bir hakkının bulunduğunu ileri sürmemiştir.Temsil yetkisi de yoktur.O halde olayda davada sıfattan değil,dava ehliyetinden söz edilmesi icap etmektedir.
Sonuç: Hal böyle olunca,davanın taraf olma ehliyetinin yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,02.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy