(4721 S. K. m. 732, 733)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu taşınmazlarda miras bırakan adına kayıtlı hisselerin resmi vasiyetname yolu ile davalıya vasiyet edildiğini, ancak miras bırakanın açtığı şufa davası sonucu sonradan edindiği çekişmeli payların da tapuda davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli payların da resmi vasiyetname kapsamında olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddiası sabit görülmeyerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.9.2004 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. M. Süer ile temyiz edilen vekili avukat Y. Y. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi A. S. Çalıkoğlu tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacı miras bırakanı M. A. C.'nin maliki bulunduğu ve dava dilekçesinde parsel numarası yazılı taşınmazlardaki paylarını 27.6.1997 tarihli vasiyetname uyarınca davalı vakfa vasiyet ettiği adı geçenin 27.7.2001 tarihinde ölümü üzerine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/400 esas sayılı dava dosyasında vasiyetnamenin açılması ve davalı vakfın mirasçılık sıfatının belirlenmesi üzerine çekişmeli payların davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Tescile tabi paylardan bir bölümünün vasiyetçinin taşınmazlarda önceden mevcut olan paylar olduğu, bir bölümünün ise 11.12.1992 tarihinde açılan dava sonucu 7.5.1998 de kesinleşen şufa ilamıyla edindiği paylar bulunduğu sabittir.
27.6.1997 tarihli vasiyetname incelendiğinde, davacı miras bırakanın vasiyetname tarihi itibariyle taşınmazlarda maliki bulunduğu payları vasiyet konusu ettiği açıktır. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte şufa davasına konu olan payların henüz miras bırakanın mülkiyetine geçtiği söylenemez şufa davası 7.5.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Bilindiği üzere, şufa ilamları inşai sonuç doğuran ilamlardır. Öyle ise, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte şufa ilamına konu taşınmaz paylarının vasiyet edenin mal varlığına dahil olduğu kabul edilemez.
Hal böyle olunca, şufa davasının sonucu miras bırakanın mülkiyetine geçen taşınmaz payları bakımından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu isteğin reddedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy