(818 S. K. m. 18, 213)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı adına kayıtlı 228 parsel sayılı taşınmazın, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ileride davalıya devredilmek şartıyla ara malik Mehmet'e satış şeklinde temlik edildiğini, kısa bir süre sonra Mehmet'in taşınmazı davalıya satış şeklinde devrettiğini, işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürüp; tapu iptali ile tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, satışların gerçek olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairece kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi bulunduğu gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 339 parsel sayılı taşınmazın tapusunun davacının verasetteki payı oranında iptali ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakanın 228 parsel sayılı taşınmazı 7.1.1997 tarihli 4243 yevmiye nolu akitle dava dışı Mehmet'e temlik ettiği, adı geçeninde taşınmazı davalıya 1.12.1997 tarihli 5053 yevmiye nolu akitle intikal ettirdiği görülmektedir.
Davalının 228 parseli davadan önce ifraz etmek suretiyle 339 parseli üzerinde bıraktığı, taşınmazın diğer bölümü olan 338 parseli dava dışı Ayşe'ye satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
Miras bırakanın yaptığı ve davalı üzerinde bulunan 339 parselin adı geçene temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğu saptandığına göre bu parsel yönünden davacının payı yönünden iptal tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak dava dilekçesinde belirtilen ve itiraza uğramayan dava değeri üzerinden ve iptal konusu yapılan pay bedeli gözetilmek suretiyle davacı vekili yararına Avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken, harcı tamamlanmayan ve keşfen saptanan bedel dikkate alınarak vekalet ücreti takdiri doğru olmadığı gibi; harcın da kabule konu pay bakımından tayin ve takdiri gerekirken taşınmazın tamamının değeri gözetilerek tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanana nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy